Patrona Rağmen Mi, Patron ile Mi?

Patrona Rağmen Mi, Patron ile Mi?

Patrona Rağmen Mi, Patron ile Mi?

Patron kime denir?  Eski Türk filmlerinde, iyi veya kötü karakterde olabilen,  başrol oyuncusunun film boyunca zihnimizde yer eden ama filmdeki rolü itibariyle en fazla yardımcı erkek oyuncu ödülünü alabilecek olan ebeveyni  rolündeki karaktere denir. Bakınız “erkek oyuncu” dedim çünkü kadın patron rolü filmlerimizde pek yoktur . Yoktur demeyelim de az vardır, o da büyük çoğunlukla “aile mirasını sürdüren” rolündedir. Yani aileden kalan işin başına geçmiş ve  orada kendini eyliyordur. Konu kadına hop diye nasıl da geldi değil mi? Ama ben burada kadın ile ilgili bir şey yazmayacağım bu sefer …  Böyle denk geldi bir iki cümle yazdım siz ona bakmayın.

Evet ne diyorduk “patron kime denir ?”

Patron  için  http://www.sozlukanlaminedir.net  sözlük sitesinde iki tanım vermişler ; birincisi  ticarî ve sınaî bir kuruluşun sahibi olan kimse ve ikincisi de kesme veya biçme kalıbı, örnek, model…

İkincisini dikiş-nakış işleri için bir kenara ayırırsak bize lazım olan sizlerin de bildiğiniz üzere birinci tanım …  İşin sahibi yani … Peki girişimci ile aynı anlamda olur mu ? Yani , yine sözlük anlamıyla bir işi yapmak için teşebbüste bulunan kişi girişimci olur ama patron da olur mu?  Şöyle birleştirelim: Girişimci olan kişi cevval,  atakan ve de sermaye sahibi olarak bir işe soyunur ve de bir işyeri sahibi olursa ona patron deriz.   (Şahane bir tanım yaptım her hakkı bende ve sizde saklı 🙂

Tanımı yaptıktan sonra asıl konumuza gelebiliriz.

Patron şirketini yoktan var etti veya var olanı çok büyüttü, şimdi bir kısım insanlar (onlara şirket çalışanları ve şirket yöneticileri diyoruz) bu hazır sistemin içinde,  “iş tanımı” dedikleri yazılarla patronun elinden bazı sorumlulukları alıp biz yapalım diyorlar oldu mu ya? Eğer iş sahibi  böyle düşünüyorsa o şirket tek kişilik bir patron şirketidir. İsterse 1000 çalışanı olsun durum aynıdır. İşleri yapmak için bir araya gelenler “patrona rağmen” sistem kurmaya çalışırlar ve  genelde de bu iş çok zor olur . Şirketin ömrü de patronun en başarılı olduğu yıllarla sınırlı kalır. Patronun çocukları işi devraldıklarında eğer onlar da böyle davranmaya devam ederlerse sistem çökebilir. Çünkü yapı kurumsal değil bireysel doğrularla (ki bunlar çok değerli bilgilerdir sadece biraz üzerinde çalışılıp sürdürülebilir sistemlere geçirmek gerekir) ayakta durmaktadır.

Bir de  “patron ile”  yapılacaklara bakalım. Ülkemizdeki çoğu şirketin idari olarak başında, sermayenin sahibi, patron veya patronlar var.  Biz, iş sahibinin veya aileden birinin “Genel Müdür” olduğu işlere çok alışkınız. Bu eleştirilmesi gereken bir şey mi? Bu soruyu bana yirmi beş yıl önce sorsanız evet mutlaka eleştirilmeli derdim. Şimdi çok farklı bir görüşüm var ve o görüşümün başlığı “PATRON İLE” …

İşin sahibi olan patron, herkesten çok işi ile ilgili söz sahibi olma hakkına sahiptir. Ancak şirketlerin kurumsal yapıya kavuşup sürdürülebilir gelişim göstermeleri, rekabet edebilmeleri, kar getirebilmeleri için tek kişilik mücadeleler yetmez. Hele iş, kuruluşundan sonra büyüyerek yoluna devam ediyorsa bu daha da zorlaşır. Elbette sermayenin sahibi girişimcinin işin daha iyiye gitmesi için yapacakları hatta yapması gerekenler vardır. Hatta inanmazsınız işletme ders kitaplarında  bu konu, girişimcinin paydaşlara ve kendine sorumlulukları olarak da anlatılır. İnanmazsınız dedim çünkü genel kanı teori ile pratiğin hiç uyuşmadığı yönündedir. Gerçekse teorinin pratiğe her daim ışık tutmasıdır. Bu durumda iş sahibinin yani patronun işten uzak olması zaten doğru bir beklenti değildir. Kendi isteği ile işi kurup sorumluluğu devretse de patron işini çocuğu gibi görür ve iyi gününe sevinir kötü gününe de doğal olarak üzülür. Patron, işi kurduktan sonra hala işin başında dururken artık bir çalışan/yöneticidir ve her işi kendi yaparsa kesinlikle başarısız olur. Bu durumda , tıpkı diğer çalışanlar gibi, kendine bir iş tanımı belirleyip sınırlarını çizerse geri kalan görev ve sorumlulukları gerçek anlamda delege edip kurumsal bir ekibin lideri olmayı başarırsa patron ile büyüme, kurumsallaşma ve ilerleme süreci başlar. Kurulan sistem, alınan danışmanlık hizmetleri, kurumun imajı ve rekabet gücü böylece daha da artar. Patron ile yapılan, patronun içinde olduğu her türlü yeniden yapılanma ve kurumsallaşma işi çoğunlukla iyi gider. Ancak buradaki hassas denge şudur; patron, birlikte hareket etmeyi isteyip buna izin verecek fakat her işe atlayıp son sözü ben söylerim rolünü devam ettirmeyecektir. O zaman “ile” hemen “rağmen”e döner ve gereksiz bir mücadele başlar. İşin dengesi evde anne babanın çocuğun büyüyüp kendi kararları almasına izin verme sürecine benzer. Patron da çocuğu gibi gördüğü şirketini büyütebilmeli ve bizzat destek verip kurumsal bir yapıya geçişi sürecinde yer almalıdır. Sonrasında bir bakacaktır ki daha çok tatil yapabiliyor, hobilerine vakit ayırabiliyor ve sosyal sorumluluk projeleri ile uğraşıp torunlarını sevebiliyorJ

Share

Categories